sen ne kadar izin verirsen o kadar kaçabileceğim belkide...Yüreğim kukla olmuş sevgili, nasır tutmuş ellerinde!!!
23 Aralık 2009 Çarşamba
KUMBARA...
Şimdi sen,İçimden dökülenler için banamı kızıyorsun sevgili? Oysaki kalbim senın kumbarandı.Sen ne sunduysan onu biriktirdi!!!
GÖLGE MASALI...
Kulağına çok masal fısıldanmış bir çocuğun yaşamda bocalaması gibi benimkisi...Çok inandım yada çok aldandım varlığına, yokluğun tökezletiyor ruhumu,bocalıyorum.Güneşe çok bakmanın sersemliği belkide, sarhoşluğu...Önümü göremiyorum.Biliyorum senden başka renklerde var hayatta ama şimdilik ben yalnızca en son gördüğümle, yani seninle aklımı oyalıyorum.Gölgem oluyorsun bazen sürekli izliyorsun beni, biliyorum seni unutmamı istemiyorsun.Bazen sesim oluyorsun bazen nefesim, hayatı genzime tıkayıp herşeyin içine sıçıyorsun
"AYRI-LIK"

Ayrılık bir yabancının gözlerinden yerleşmişti gözlerine.Gözlerin bu kez uçsuz bucaksız maviler değilde; karanlık, dar sokaklar sunuyordu önüme.Gözlerin ne kadar benimdi oysa,şimdi hiç değmemiş gibi ruhuma...Sonra sözlerine yerleşti ayrılık, ilk bana ait kelimelerini eksiltti dudaklarından, sonrası daha fena...Dudaklarının bıraktığı alevler yok artık, yerinde buz kırağı ...Ruhunu,bedenini, bana ait, benim sandığım ne varsa ele geçiriyordu ayrılık!En kötüsü ise kurulmuştu kalbine, hemde bana ait baş köşeye...Artık kalbinde bir yerim yok,ömründe,geleceğinde....Bize dair geçmiş zaman cümleleri kuruluyor şimdi.Ve zaman kavramı şimdilik yalnızca benim ruhumu altüst ediyor sevgili.Sen "Doğru bir karar verdin!" Öyle değilmi...Ben ansızın kapı önüne konmuş bir kiracı çaresizliğinde belki, yada yuvadan erken düşmüş yavru kuş, ama geçicek...Zaman, bana şimdiki zamanda gösterdiklerini sana gelecek zamanda göstericek sevgili...İnanıyorum, birgün senınde beni özleyeceğine inandıkça,özlenmek için gitmek gerek diyorum, ve yola devam ediyorum.Kendimce yolu çekilir kılıyorum kimbilir. Seni şimdi bitmek bilmeyen bir hesaplaşma bekliyor sevgili...Ayrılık, beni yendi.En sağlam sığınağımdan etti beni.Şimdi gözlerinden sızdığı bedenini talan edicek...Bir sabah uyanıcaksın mesela, herşey çok yolunda, Sen yine uyku mahmuru,yataktan kalkmak istemez gibi ama mecburiyetlerinin farkında...Bir duş alayım diye girdiğin banyo da ayna beni sorucak sevgili.Gözlerinin içine baka baka...İlk gözlerinden sızmıştı ayrılık unutma...Sonra, öptüğünde bir kadını dudakların buz kırağı,kalbin inleticek ruhunu" Bu o değil, bu o değil unutma"...Başka bir ten'de benim kokumu duyduğunda mesela, burnunun direkleri sızlayacak sevgili,canın yanıcak,geçmiş zamanda canım yandığı gibi...Bitmedi sevgili, bir sinema salonunun girişinde usulca kavradığın el,elini yakıcak,ateş avuçlarında,aklında bir isyan bandosu " bu o değil,bu o değil"...Ayrılık senın aklından sızdı aslında aramıza, sen kuş olmaktan istedin sevgili, bense senın hayatında köklü bir ağaç...İkimizde istediğimiz gibi olabildik aslında...Ben kök saldım hayatına ve gitmek can yaktı,yeni bir toprak bana yeni bir hayat sunamazdı.Sen bir solukluk kondun belki dallarıma,öyle ya gökyüzü bekliyordu seni, bak uçmak nasılda yordu seni, şimdi boşuna bakma başka bir ağaç yok senın hayatında...
BAVUL...

Bir yaşamı sığdırıp içine , katlıyorum usulca yüreğimin kuytusunda kuruttuğum nemli hatıraları.Olmazsa olmazı olduğun bir yerden bir fazlalıkmışcasına kaçmak...Kaçarken memnun olmadığın yanını da yanına almak, Belki bir uçurumdan belkide bir luna parkta bir tahteravalliden aşşağı atmak...Yapıcakların sana kalmış,yapabileceklerin...Dahası koca bir ömür yanlız sana kalmış... iki kişi zor dolduruyordun bir zamanlar oysa!
Uzun soluklu bir aşkın ardından yanlız kalmak yada soluksuz kalmak, tabirlerin sana kalmış, seçimlerin...
Topla tüm eşyalarını,en basitinden terliklerini al kapı önünden, nevresimleri değiştirmeyi unutma mesela...Ha birde not bırak en dokunaklısından, içine oturacak cinsten hani..."Yatağın yönünü bari değiştir sevgili, olurki aklına düşerim bir gece vakti,yanında başka bir ten, başka bir koku...Yatağın yönünü bari değiştir sevgili..."
Yapabileceğin herşeyi yap giderken, çünkü ne yapana kızılır ne yaptırana.Ayrılıkta adettendir aslında...Tek kişilik bir hayat bırakırken ardında Giden can yakmak ister, Kalan unutmak. Son kez dokun kelimelerinle bir zamanlar aşık olduğun ruha, öp gözlerinden , iyi dileklerini sun kalbinin bi köşesinden ve hava kararmadan çık yola...Akşam olunca yanlızlıklar dolaşır şehrin sokaklarında...Korkma... ayrılık bu, ölüme hazırlar ruhu, ne kadar çok ayrılırsan o kadar az korkarsın yaşamın sonuna yaklaşmaktan.Hadi hava kararmadan çık yola.Hem şimdi hemen gitmicek yüreğinden, o bir süre daha orada...
Aşk üzerine...
Aşk ruhu başka bir bedene emanet etmektir belkide...Ve hiçbir zaman iyi bakılmaz ruha gönderdiğiniz yerde.
7 Eylül 2009 Pazartesi
YAZ,TUZ BUZ...

Zehir zemberek bir tat kalmışsa dudaklarında ve uyandıysan en tatlı uykundan...Memnun değilsen gördüklerinden ve kalbin küsse halen aklına,neye yarar uyanışın en tatlı yaz uykundan.Gözlerine çöken yağmur bulutu kalkmak bilmediyse, ömrünün artık her mevsimi çetin bir kışa dönüştüyse hadi kaldır gardırobundan sana o yazı hatırlatıcak giysilerini.Ama baş köşesine as mutlaka o yeşil çiçekli saç bandını...Bir vapur seyahatinde hani, denizin köpüklerine bulanmıştıda sevdiğinin alnı silivermiştin.Onu sakla özenle bir köşede arada tak saçlarına gönlünün kırgınlığını alsın biraz...İnsin dudaklarına sahte bir gülümseme!!!Sonra ört kapılarını, dolabında erzağın olsun mutlaka.Çetin kışlar bekliyor seni. Ve son kez gülümse güneşe, perdelerini kapatırken.Öyle ya tüm yaşananlara şahitlik etti o...Başın öne eğik hafif bir yenilmişlikle uzan yatağına ve zamanın geçmesini bekle! Uzun uzun düşün sonra neyi nasıl mahvettim diye...Tamam de,Kabul!!! Dediklerinizin hepsi doğru!!!Beceremedim, abla olmayı, evlat olmayı yada bir sevgili...Peki ya siz...Kumdan yaptığım kaleleri yıkıp giderken bir tufan gibi, avuç avuç kumları doldurdunuz gözbebeklerime... Öfkemede kulplar takın hadi,kurun kurcalayın...Ben biraz uzanıcağım müsadenizle...Üzerimde bir yaz yorgunluğu, Malum önümüz kış ve uzun bir kış beni beklemekte!!!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)