28 Ağustos 2009 Cuma

Yağmur bulutu...


Gözlerimin karanlığını iki damla gözyaşıyla akıtarak gündüzü oturturum sandım belki gözbebeklerime...Hani yağmurun ardından açarmış ya hep güneş! Ben hep böyle avuttum kendimi...Geceler geceleri kovaladı, sağnak yağışlarım hiç dinmedi sevgili.Git istedim gözlerimden,git.Ardındaki aydınlığı istedim belkide...Oysaki bir bulutmuş gözlerim sevgili...Siyah bir yağmur bulutu! Ağladım, ağladıkça gözlerim tükendi.Şimdi sensizlikte hayatın bana sunduğu tek renk zifiri!!!

("),(...),(.)


Ben seni hep (") tırnak içinde yazarken sevgili, sen beni hep başkalarına iliştirdin!İşte bundandır sana kırgınlığım.Senin kurduğun cümlelerin hiçbirinin öznesi olamadığımdandır belki. Gidiyorum sevgili üç noktalar sunarak.Sen hep bıraktıklarımızın devamı var sanıcaksın belkide, oysa yarım bırakıp gidiyorum ben. Uzun bir çabanın ardından sana sunacağım tek şey noktadır belki.

14 Ağustos 2009 Cuma

Aptalın Masal'ı...


Çok güvenipte yol arkadaşına dökmediysen yollara ne ekmek ne de taş!!! Aklının en ücra köşesinden bile geçmediyse geriye dönme fikri, gözün kapalı düştüysen onunla yollara ve yolların sonu çıkmaz sokaksa...Bulamadıysan onu ne sağında ne solunda kimseye kızma!!! Bilki Çikolatadan evler beklemiyor senı ormanın karanlıklarında, cadı yada büyücüde arama hiç boşuna!!! Kör bir çift göz ara bedeninde cadı diye, bedene yapılan büyünün hesabını dön sor yüreğine!!!Nedenlerin dönsün aklının koridorlarında, o dönmese bile sana!Sen asla yapayalnız bırakma kendini karanlık bir ormanda.Tamam yollara taş dökmedin, umut ektin belki ama hiç bir iz kalmadı geride!!!Bir kutup yıldızı bul kendine yada karınca yuvalarını izle...Çık karanlıktan kurtar kendini.Sonra bir dere kenarında çıkar kalbini, koy bir taşın üstüne...Yüzleş belkide!!!Söyle ona sana masallar anlatmayı bıraksın, senı avutmayı...Bugün ormanda kaybetti belki seni...Yarın belkide ruhunda!!!

kukla...

özgür kuklalar...Hareketsizlik pahasına iplerini kopardılar! Yaşammı karşıladı onları peki? Yoksa ölümümü kucakladılar!!!

3 Haziran 2009 Çarşamba

SEKSEK yada TEKSEK


Senin çizdiğin sınırlar içinde oynamaktan usanıp, taşımı atıp elimden ,bırakıyorum bu sekseği sevgili.Öylece, aniden, üstünkörü belkide...iki ayağımıda sağlamca yere basıp, yol alıyorum hayatından. Bir daha dönmeyeceğim, dizlerimi kanatan, tek taraflı umuda gönlü esir tutan bu oyuna...Bedenimde baktıkça hatırlayacağım izler var bu oyuna dair; ama bu seni özleyeceğim anlamında değildir. Elimden geleni yaptım diyebileceğim ben, benden bu kadar. Sonra sen uzunca bir zaman silmeyeceksin çizgileri, belkide daha da daraltacaksın.Öyle ya döndüğüm zaman yaptıklarımın bedelini yüreğimde bedenimde çeksin. Ama unut sevgili, bu küçük kız oyun bahçesini terketti.Asfalta çarpmaktan dizlerini, yoruldu belkide...Pes etti.
Bir akşam, karanlık bir akşam yine yapışmışken betona ağlarken sekseğinin başında silinmeye başladı çizgiler, gözyaşları büyüttü küçük kızı. Hayat, ayaklar yere sağlam basarak yaşanmalıydı.Bu küçük kız büyüdü ve gidiyor.Kendine yeni öyküler, yeni hikayeler yazacak sevgili. Artık senın anlattığın masalları dinlemiyor. Oyunların yordu çocuk ruhunu, olmazsa olmazlarınla senı ardında bırakıyor. Çok değil bir yağmur sonra, çocukluğundaki anılardasın artık, unutma!

18 Mayıs 2009 Pazartesi

Babama...

Bana sonsuz kanatlar sunarken sen, hep uçabileceğimi, istersem yapabileceğimi söylemiştin.Ve her defasında hayata gülümsememi...Çardağın altında uzanınca dizlerine, gökyüzü bana ait sanırdım. Bütün bunların sahibi benim! Gücüm herşeye yeter. Yüzümdeki gülümsemeyi almaya yetecek bir gücü henüz keşfetmemiştim.Meğer sen bana güldüğün için ben bunca zaman hayata gülebilmişim.Yüzün yoksa karşımda, benim aynada bir aksim yokmuş baba...Şimdi kanatlarım kırık ve biliyorum ki yeniden uçacağım ben, sen gözlerini açtığında.. Ama acele et olur mu? Uçmayı öğretmiştin sen bana, yerde ayaklarımın üstünde fazla duramayacağım ben.. Şimdi arada bir duvar, ardında sen, önünde ben...Kimse bilemez içerdekinin kıymetini, gülüşünün kimleri iyileştirip kimleri ısıttığını, elindeki huzurun kokusunu mesela kim bilebilir ki ? O koca yüreğin bizi üzmeyecek ben biliyorum. Kaldığımız yerden devam edeceğiz.Bir solukluk aranın ardından...Bu kez ben tutacağım elinden...Rollerimiz değişti!

13 Mayıs 2009 Çarşamba

Saçma...

Hayat, genzimde yarım kalmış bir cümle...Herkes aşk acısı sanıyor paylaşmak istemediklerimi, kim bilebilirki benim paylaşmadıklarım yaşam sancısı! Tek bir bedende iki ruh sürekli savaş halinde biri mutluluğun kıyılarında yüzüyor, birine mutsuzluk prangalar sunmuş...Hiç bir zaman tam olamıyor! Ne diğerini bırakabiliyor, ne de yoluna devam edebiliyor.Önümde yollar, yanımdaki koltuk yine boş! Tek başına iki ruhla, başedilmiyor.Hayat sunuyor, ruhlar beğenmiyor! Çabamı...Herşey için çok daha fazlası gerekiyor.Cam kenarındayım yine , aralanmış cam, rüzgar gözlerimde...Sevdiğim bir şarkı fonda...Mutluyum daha ne olabilirki, bir kuş geçiyor gökyüzünden, ruhumun biride onunla beraber gitti!
Bir elim bile bırakmış ötekini, sürekli yanımda kim olabilirki! Hayat ayırıyor, doğarken anneden, yaşarken ölümden, ağlarken gözyaşından, tek başına olmayı öğrenmelisin diyor belkide...Ve ne hikmetse gene tek başına olmak en çok zorumuza gidiyor! İnsan kendine sırt dönmüş, asla yüzleşemiyor! Aynanın karşısına geçtinmi hep daha güzel olma çabası daha mutlu olamayacağını yada olmak için çaba gerektiğini bildiğin içinmi...Uyku yerleşmiş gözbebeklerime gene kendi kurduğum düşlerle kendimi kandırıcam, sabah uyandığıma pişman olucam evet...Uyanmak işime gelmeyecek, uyumak ne güzel değilmi? Susmam lazım kelimelerimi belkide, içimde geçmeli bu konuşmalar kağıt kalem bile şahitlik etmemeli...Bana kalmalı bunlar, Yalnız bana ait olanları herkese ait kelimeler ne kadar anlatabilirki!