sen ne kadar izin verirsen o kadar kaçabileceğim belkide...Yüreğim kukla olmuş sevgili, nasır tutmuş ellerinde!!!
19 Temmuz 2010 Pazartesi
Bir yol çıksa bana alsam küçük omuzlarımı koyulsam yola...Kimse olmasa, sol omzumdaki melek artık bana günah yazmasa, çıkarken masalımdan ne bir ayakkabı nede zihinlerde bana dair bi silüet kalsa,sonsuzluk olsa mesela önümde onsuzluk olmasa...Bir yol çıksa bana ne tren ne araba ne vapur ne uçak, yalnız ruhla varılsa, bir yol çıksa bana mesela, tanıdık tanımadık kimse olmasa,Bir yol çıksa bana mesela bedene hapsolmuş ruh özgür kalsa, kuş olsam uçsamm sonra ardım toz bulutu, bir yol çıksa bana çıksada yola koyulsam,yaz olsa mesela aylardan temmuz eş dost kimseyi aramam haberleride olmasa,çekilsem bu yarıştan bana göre değil desem beni ardında bırakanların ardlarına bakmak hiç akıllarına uğramasa mesela...Bir yol çıksa bana...Karanlıklarım ışıkla son bulsa...
15 Haziran 2010 Salı
sen bir haber beklerken onu ,o belkide dayanmıştır ihanetin kapısına.Kedi bile örterken pisliğini, becerememiştir sevdiğin bir ihanetin izlerini yok etmeyi.Görmezden gelemezsin. Kapasan, sıkı sıkı yumsan gözlerini, sevdiğinin tenine sinmiş başka bir koku sızar burnundan ruhuna,görmezden gelemezsin, illa canını acıtıcak akıl,illa sokacak gözüne ihaneti.Görmezden gelemezsin sevdiğinin ruhuna çöreklenmiş başka bir bedeni!
1 Şubat 2010 Pazartesi
Ve oyun bahçesinin kapısını yavaşça çekip çocuk, yürüdü savaş alanına doğru.Dilinde halen o masum çocukluk türküleri...Hayat henüz kanına karışmamış, gölgeler düşmemişti yüzüne...Kalbi halen sol tarafında atıyordu aynı ritimde , hiç ihanete uğramamış , hiç ihanet etmemişti kimseye.Küfür yerleşmemişti dilinin en ücra köşelerine, hiç ölmemiş ve öldürmemişti.Okuduğu tüm masallar mutlu sonla bitiyordu ya, bu da ona yetiyordu.
Ve oyun bahçesinin kapısını usulca çekip yürüdü savaş alanına çocuk.Hayat umuyordu, onu ölüm karşılıyordu.Yol boyu öldürülmüş "çocukluklar", yol boyu büyümüş insanlar...Ardına baktı, oyun bahçesi gözükmüyordu.Tam karşıda koca bir korku, hayat korkuyla bedenine sızıyordu.
Ve oyun bahçesinin kapısını usulca çekip yürüdü savaş alanına çocuk.Hayat umuyordu, onu ölüm karşılıyordu.Yol boyu öldürülmüş "çocukluklar", yol boyu büyümüş insanlar...Ardına baktı, oyun bahçesi gözükmüyordu.Tam karşıda koca bir korku, hayat korkuyla bedenine sızıyordu.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)