15 Haziran 2010 Salı

sen bir haber  beklerken onu ,o belkide dayanmıştır ihanetin kapısına.Kedi bile örterken pisliğini, becerememiştir sevdiğin bir ihanetin izlerini yok etmeyi.Görmezden gelemezsin. Kapasan, sıkı sıkı yumsan gözlerini, sevdiğinin tenine sinmiş başka bir koku sızar burnundan ruhuna,görmezden gelemezsin, illa canını acıtıcak akıl,illa sokacak gözüne ihaneti.Görmezden gelemezsin sevdiğinin ruhuna çöreklenmiş başka bir bedeni!

1 Şubat 2010 Pazartesi

Kelimelerimi kalemime hapsedip, gidiyorum ben.Bu gece söz verdim kendime artık kağıda bile bahsetmeyeceğim sendennnnnnn?
Ve oyun bahçesinin kapısını yavaşça çekip çocuk, yürüdü savaş alanına doğru.Dilinde halen o masum çocukluk türküleri...Hayat henüz kanına karışmamış, gölgeler düşmemişti yüzüne...Kalbi halen sol tarafında atıyordu aynı ritimde , hiç ihanete uğramamış , hiç ihanet etmemişti kimseye.Küfür yerleşmemişti dilinin en ücra köşelerine, hiç ölmemiş ve öldürmemişti.Okuduğu tüm masallar mutlu sonla bitiyordu ya, bu da ona yetiyordu.
           Ve oyun bahçesinin kapısını usulca çekip yürüdü savaş alanına çocuk.Hayat umuyordu, onu ölüm karşılıyordu.Yol boyu öldürülmüş "çocukluklar", yol boyu büyümüş insanlar...Ardına baktı, oyun bahçesi gözükmüyordu.Tam karşıda koca bir korku, hayat korkuyla bedenine sızıyordu.
"Çocukluğundan kalma izlerin duruyor diye dizlerinde halâ, sen halen büyümediğinimi zannediyorsun yoksa...?"

24 Ocak 2010 Pazar

Yine yanlızlık şarkı söylüyor ruhumun koridorlarında...
Sağır kalbin kör yüreğimin sesini hiç duymadı sevgili...Körler sağırlar birbirini artık ağırlamıyor demekki!
Bülbül sağır bir güle aşık olmuştur belki...Kim bilir?